Kadir Gecesi Özel Makalesi

Küçük bir çocukken hepimiz hata yaptığımızda her şeyi tek seferde silecek o “sihirli silgiyi” arardık. Resim defterini karalar, sonra o silgiyle her şeyi bembeyaz yapıp hiçbir şey olmamış gibi devam etmek isterdik.
Bugün pek çok yetişkin de benzer bir hayalin peşinde. Bir yıl boyunca defteri karalayıp, sadece bir gecede (veya bir yolculukta) tüm sayfaların kendi kendine bembeyaz olacağına inanıyorlar. Ama hayat bir resim defteri değil, bir hesap defteridir.
Büyük Önder Atatürk ne yapmıştı hatırlayalım:
En bilgili görünenleri yanına çağırdı ve “Okuduğunuzu, anlattığınızı gerçekten biliyor musunuz?” diye sordu. Gördü ki, en temel bilgiyi bile sadece şeklen biliyorlar, özünü anlamamışlar. İşte bu yüzden, herkes kendi dilinde okusun, anlasın ve kimse kimseyi “bilgiyle” kandıramasın diye o dev adımları attı.
Gerçek Strateji Şudur:
* Anlamadığın şey senin değildir: Bir cümleyi Arapça veya Fransızca ezberlemek seni o konunun uzmanı yapmaz. Ne dediğini bilmiyorsan, sadece ses çıkarıyorsun demektir.
* Sorumluluk “formatlanamaz”: Ekonomide de hayatta da hatalar dualarla değil, doğru kararlarla düzelir. Zarar eden bir kurum (KİT), “İnşallah seneye düzelir” diyerek değil, matematik ve liyakatle kurtulur.
* Öğrenmeye Direnmek, Geride Kalmaktır: Eğer 90 IQ seviyesinde kalmayı seçersek, dünyayı 150 IQ ile yönetenlerin yazdığı masalları dinlemeye devam ederiz.
Sonuç olarak;
Bugün sadece ellerimizi değil, zihnimizi de açmalıyız. “Ben ne okuyorum? Ben ne yapıyorum? Bu kurumlar neden zarar ediyor?” diye sormaya başladığımız gün, gerçek “kadir” ve kıymetimize ulaşacağız.
Okuduğunu anlamayanın, kendi geleceğini yazması mümkün değildir.
AKGUNTRADEHUB.COM