Vizyon: “Yeşil İstiklal”
Atatürk’ün tam bağımsızlık hedefi, bugün ekonomik düzlemde “çevreci üretim” ile eşdeğerdir. Karbon ayak izini düşürmek, ürünlerimizin Avrupa pazarında “pasaportu” olacaktır.
Mevcut Durum Analizi (Karbon Ayak İzi Nedir?)
Kurumlarımızın bilmesi gereken üç ana kapsam (Scope) vardır:
Scope 3 (Tedarik Zinciri): Hammaddenin tarladan gelişi, lojistik (MIRAP bağlantımız burada devreye giriyor) ve son tüketicinin kullanımı.
Scope 1 (Doğrudan): Fabrika bacasından çıkan veya şirket araçlarının saldığı emisyon.
Scope 2 (Dolaylı – Enerji): Üretim için satın alınan elektriğin karbon yükü.
Stratejik Yol Haritası (Ne Yapacağız?)
A. Ölçüm ve Dijitalleşme:
- Araç Önerisi (2026 Listemizden): Veri analizi için Julius veya Zing Data gibi araçları kullanarak enerji tüketim grafiklerini çıkaracağız.
- Eylem: Her kurum önce kendi “Karbon Envanterini” çıkarmalıdır.
B. Üretimde Dönüşüm (Rélance Örneği):
- Katı Formüller: Saç kremi ve şampuanlarımızda yaptığımız gibi, su içeriğini çıkararak hacmi küçültmek, lojistik kaynaklı karbon salınımını %70 oranında azaltır.
- Ambalaj: Plastik yerine biyobozunur veya geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı.
C. Lojistik Optimizasyonu:
Örn: 600 Kg Eşiği: MIRAP Global Connectivity ile yapılan sevkiyatlarda “Full Container Load” (FCL) yerine akıllı gruplandırmalar yaparak birim ürün başına düşen karbon yükünü minimize edeceğiz.
Kurumlar İçin Uygulama Kılavuzu (Checklist)
Enerji Verimliliği: Yenilenebilir enerji (Güneş/Rüzgar) sertifikalı tedarikçilere geçiş.
Atık Yönetimi: “Sıfır Atık” prensibinin (Zero Waste) tüm üretim bandına yayılması.
Tedarikçi Denetimi: Çilek veya mandalina aldığımız çiftçinin ilaçlama ve sulama yöntemlerinin karbon yükünü hesaplatmak.
“Sadece satarken değil, alırken de denetçi olacağız. Avrupa’dan ithal ettiğimiz her bir makine ve hammadde, kendi karbon pasaportuyla gelmek zorunda. Bu veri trafiği, Türk sanayicisinin küresel rekabetteki en büyük ‘şeffaflık’ kozu olacak. İthalat verisinden, ihracat gücüne giden bir köprü kuruyoruz.”
Avrupa Birliği’nin bu kuralları (CBAM ve DPP) uygulamadaki temel argümanı “Karbon Kaçağını Önlemek” ve “Küresel Standartları Belirlemek”. Bu durum, bizim AB’den yaptığımız ithalatta da kartların yeniden dağıtılmasına neden olacak.
1. “Çift Taraflı Pasaport” Dönemi
Avrupa Birliği, kendi üreticisine bu karbon standartlarını zaten dayatıyor. Dolayısıyla, AB’den ithal ettiğimiz sanayi malları (makine, otomotiv parçaları, kimyasallar vb.) halihazırda bu “Footprint” karnesine sahip olarak gelmek zorunda kalacak.
Bize Faydası: İthal ettiğimiz ürünün karbon yükü düşük geleceği için, bizim o ürünü kullanarak ürettiğimiz son malın (ihracat ürünümüzün) toplam karbon ayak izi de düşük çıkacak. Yani “temiz hammadde/ekipman” ithal etmiş olacağız.
2. Karşılıklılık İlkesi (Reciprocity)
Diplomaside ve ticarette Atatürk’ün de her zaman vurguladığı “Mütekabiliyet” (karşılıklılık) esastır. Eğer Türkiye, Gümrük Birliği ve Yeşil Mutabakat uyum yasalarını tamamlarsa:
Bu, yerli sanayicimizi korumak için bir “Teknik Engel/Savunma Hattı” olarak kullanılabilir.
Biz de AB’den gelen mallar için “Senin verin nerede? Senin Karbon Ayak İzi sertifikan AB standartlarında mı?” diye sorma hakkına sahip olacağız.
3. İthalatçı İçin “Veri Yükü” Transferi
AB’li üreticiler, verisi hazır olmayan malı artık sadece dışarıya satarken değil, içeriye alırken de zorlanacakları için tüm sistemlerini dijitalleştirdiler.
Yeni Danışmanlık Alanımız: AB’den mal getiren Türk firmalarına; “İthal ettiğiniz bu ürünün karbon verisini, kendi üretim sürecinize nasıl entegre edersiniz?” konusunda yol gösterebiliriz. Bu, bizim kuracağımız **”Kılavuzluk Sistemi”**nin ithalat bacağı olur.
“Sadece satarken değil, alırken de denetçi olacağız. Avrupa’dan ithal ettiğimiz her bir makine ve hammadde, kendi karbon pasaportuyla gelmek zorunda. Bu veri trafiği, Türk sanayicisinin küresel rekabetteki en büyük ‘şeffaflık’ kozu olacak. İthalat verisinden, ihracat gücüne giden bir köprü kuruyoruz.”



